YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “Mavi Kelebek” kitabıyla tanıdığımız ” Fatih Terzioğlu” var.

Merhabalar Fatih Bey, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

 Merhabalar, estağfurullah asıl ben teşekkür ederim. 24 yaşındayım. Rizeliyim ve kendi köyümde imamlık yapıyorum. İki romanım var 3. de yolda. Onun dışında farklı projelerde yer aldım ve almaya da çalışıyorum. Tüyap başta olmak üzere birde kendi şehrimde imza günlerine katıldım. Müzik dinlemeyi, video izlemeyi ve gezmeyi severim diyebilirim.

 “Mavi Kelebek” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

Bosna savaşını hepimiz duyduk, gördük veya biliyoruz. Hikaye bu savaşın içinde bir aşk hikayesi aslında. Savaşın ne kadar yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu hepimiz biliyoruz en azından tahmin ediyoruz. İnsan hayatı bir yana hayatta kalanların bütün duyguları, hisleri ve hayallerini yerle bir ediyor. Bende Bosna ve Balkan aşığı olarak bu konu üzerinden bir hikaye yazmak istedim. İsmini de konuyla alakalı olarak koydum. Savaşın sonrasında toprağın yapısında değişiklik olduğu görüldü. Artemis isimli çiçekten beslenen Mavi Kelebeklerin kümelenmiş olduğu yerler dikkat çekti ve yapılan kazılarda ve araştırmalarda buralarda toplu mezarlara ulaşıldı. Bir tarihi daha doğrusu insanlığın seyrini değiştirdi diyebiliriz bu küçücük kelebekler.

Roman yazmanın en zor kısımlarından biri de olay örgüsünü oluşturabilmektir. Eserinizdeki olaylar yaşanmış bir yere mi dayanıyor yoksa tamamen kurgu mu?

Haklısınız, olay örgüsünü oluşturmak zordur. Kafada bitirmek diye bir terim vardır önce onu yapmak lazım, sonrası geliyor zaten. Aslında kurgu fakat ilham aldığım olaylar gerçek. Bosna savaşı gerçekte yaşanmış. Ha şu da var benim anlattıklarım hepsi birinin başına gelmiş olabilir bilemem. Kısaca yaşanmış olayları kurgusal karakterlerin gözünden anlattım diyebilirim.

 Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?

İki roman yazmış biri olarak çok güzel ve farklı diyebilirim. Sanki kendi kurduğunuz dünyanızda geziyor yaşıyor hissi veriyor açıkçası. İstediğiniz gibi hareket edip, istediğiniz karaktere dilediğini söyletiyorsunuz. Ya da dilediğiniz ülkeye gidip oralarda gezebiliyorsunuz. Hayal gücünüzü yaşayabilirsiniz daha doğrusu hissedebilirsiniz aslında. Kendi adıma yazarken hikâyenin içinde gibi hissediyorum, gözlerimin önünde oluyor gibi.

“Dijitalleşmenin “edebiyata” etkisi nedir? İyi ve kötü yanlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Açıkçası burada tahmin yürütebilirim çünkü bir fikrim yok. İyi olarak tahminim, insanlar istedikleri esere istedikleri an ulaşabilecekler. Günün her saati yanlarında taşıyıp okuyabilecekler. Yani demek istediğim diğer alanlarda olduğu gibi kolaylık sağlar burada da. Kötü olarak tahminim ise gidip para vererek veya kütüphanede eline alıp kokusunu hissedemeyecekler. Bu ve bunun gibi güzellikleri yaşayamayacaklar aslında.

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

İçerisinde bir hikâye döngüsü olan kitapları seviyorum. Merak uyandırıcı oluyor. Bir sonraki sayfayı heyecanla çeviriyorum. Birde şiir kitapları severim. Eskilerden Cemal Süreya, Özdemir Asaf, Ümit Yaşar Oğuzcan gibi şairleri söyleyebilirim. Günümüzde ise Ayşe Kulin, Sinan Akyüz söyleyebilirim.

 Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

Hiç endişelenmesinler. Öncelikle bunu gerçekten istemeleri ve kim ne derse desin umursamamaları gerekiyor. Ne gerek var, yapabilir misin gibi söylemlere kulak tıkasınlar. Sonrasında en önemli aşama ne yazacağını belirlemektir. Mantıklı olmasına gerek yok veya yaşanmış olmasına. Hayal gücünüzü kullanın içinizden geldiği gibi yazın. Korkmayın ve 3 şeye güvenin. Hayal gücünüze, kaleminize ve en önemlisi kendinize. Bunlar sizi sonuca götürecektir.

 Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Okuma oranları ve ilgisinin düşük olduğunu düşünüyorum. En basitinden kitap fuarına gideceğimi söylediğim zaman insanların suratıma garip garip baktığını gördüm. Sanki boş bir iş gibi görülüyor. Maddi getirisi olmaması bunda en büyük etken sanırım. Kolunda altın bilezik olsun durumu insanlara daha cazip geliyor, yazarlıkta da bu olmayınca tuhaf karşılanıyor. Ancak yeni nesil yani biz ve bizden sonraki nesil meraklı gibi geliyor bana. Sorgulayan araştırıp okuyan bir nesil umarım bizden sonra gelecektir.

Değerli Fatih Bey, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

Rica ederim tekrardan ben teşekkür ederim. Buradan sizin aracılığınızla tüm okurlarıma selam ederim.

 

 

 

Bizde kalın, habersiz kalmayın! BeskazaTV.com