YAZARLARLA RÖPORTAJ / HAKAN BİROL SORUYOR

KIYMETLİ YAZARLARIMIZ CEVAPLIYOR

www.hakanbirol.com

Merhaba değerli okuyucularımız. Her hafta bir yazarla röportaj köşemizde bu hafta “İnziva” kitabıyla tanıdığımız “Dilek OLGUN” var.

Merhabalar Dilek Hanım, öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bize kendiniz ve ilgi alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Merhabalar asıl ben çok teşekkür ediyorum. Elbette 1991 doğumluyum Üsküdarda dünyaya geldim. Nişantaşı Üniversitesi’nden dış ticaret bölümü mezunuyum. Fakat ben çok meraklı bir yapıdayım en azından kendimi böyle tanımaya biliyorum çünkü her şeyi her bilgiyi öğrenmeye çalışan bir yapıya sahibim. Örneğin bir marangoza giderim orada çok enteresan sorular sorabilirim. Herkes alışverişini yapar parasını öder ve gider ama ben o yaptıkları işi nasıl yaptıklarını oradaki malzemeleri ne işe yaradığını çok fazla teferruat soruyu Soran bir insanım. Hele ilgimi çeken bir konu ise karşımdaki insan yandı diyebilirim soru içinde soru çıkacaktır 🙂 Evet dış ticaret mezunuyum ama her alanda bilgi sahibi olmaya çalışanda birisiyim. Bu benim işim değil diye arkamı dönüp gitmem bazen karşındaki insanı yıldırabiliyorum kabul 🙂 Hiperaktif bir yapıya sahibim bedenin dursa beynim asla durmaz sürekli bir çözümleme halindeyim. Yolda yürürken spor yaparken bisiklet binerken kulağımda sürekli bilgi akışı gerçekleşiyor merak ettiğim konuları açıyorum onları araştırıyorum dinliyorum aslında müzik dinleme alışkanlığım yavaş yavaş azalacak gibi çünkü sürekli kendimi belgesel tadında bilgiler dinlerken görüyorum. Çocukluğumdan beri aslında oyunculuk çok cezbederdi beni. Yakın zamanda belki bunun da eğitimini alabilirim. Öğrenmekten zarar gelmez ve bir şey öğrenmeyi kendini geliştirmeyi külfet biraz insanlara kızmıyor da değilim. Zaten hayatımızda aynı döngüler mevcut sabah kalk işe git akşam gel dinlen bu döngü sürekli devam ediyor. Döngüyü kırmak için bizim de bir şeyler yapmamız gerekiyor. Elinde telefon sürekli sosyal medya fenomenlerini ünlüleri onların ne giydiklerini konuşan ve başka hiçbir şey bilmeyen kesimi aklım asla kabul etmiyor. Sanırım bu konularda biraz katıyım.  O böyle işte insan kendisini nasıl anlatılır bilmiyorum. Konuştukça biraz daha açılabilirim en iyisi ben burada durayım 🙂

 “İnziva” kitabınızdan bahsedecek olursak eserinizde okuyucularımızı neler bekliyor?

İnziva biraz bahsedecek olursak bir genç kadının zorluklarla hayata tutunma serüvenini anlatıyor diye özetleyebilirim.  Tek başına hayatta tutunmanın bedelini biraz ağrı ödeyen bir karakter bizi bekliyor olacak. Aslında böyle bir sona varamayabilirdi ama kendisi duygusal zayıflığına yenik düştü. Burada okuyucuları ikiye ayırmak istiyorum. Kendileri böyle bir durumda olsalar bu kadar zayıf olabilirler miydi?

Roman yazmanın en zor yanlarından bir tanesi de olayları kurgulama aşamasıdır. Sizin romanınız tamamen kurgu mu yoksa bir yaşanmışlık derecesi var mı?

Roman yazmak başlı başına zor bir zanaat. Olayları kurgulamak yazmadan önce çok basit gibi gözükse de yazmaya başlanıldığından itibaren konuları birbirine entegre etmek biraz zahmet işi. Kitap yazmadan önce çok araştırma yaptım püf noktalarını öğrenmeye çalıştım karakterlerim kurgularım hepsi belliydi. Bir çizelge yaparak öncesinde tüm akışı belirledim. Konu yazmaya gelince ise tamamı ile çizelgeden saptım. Kitap beni bambaşka bir yere getirdi. Aslında konu bu değildi konular bu şekilde olmayacaktı dâhil olan karakterlerim ortada bile yoktu. Sürekli rüyamda kitapla uğraştım. Gece uyanıp aklıma bir şey geliyordu başucumda kalemi kâğıdım vardı bunu da eklemeliyim bunu da kitabıma yazmalıyım diye 3-4 ay uykularım heba oldu. Tamamıyla kendimi kapattığım bir dönemdi. Aklımda sadece kurgu ve karakterler dönüyordu. Başa dönecek olursam evet çizelgemi hazırladım diye bahsetmiştim fakat hiçbir şey belirlediğim gibi olmadı. Yazarken bambaşka yere sürüklendim, mutluyum 🙂

“İnziva” kitabınızı yazma düşüncesi nasıl ortaya çıktı?

Çocukluğumdan beri bir şeyler yazıp karalarım. Ben günlük yazan bir nesilde büyüdüm. Her gün okuldan gelince günlüğüme yaşadığım şeyleri karaladım. Zaman zaman şiirler yazardım. Hala saklıyorum defterlerimi bazen geri dönüp okuyorum küçük dileği 🙂 Çocukluğumdan beri merak ettiğim gözümde büyüttüm konulardan birisiydi yazar olmak. Nasıl olurda bir kitabı en başından en sonuna kadar tüm kurgusu ile beraber bağlayıp o kadar konuyu okuyucuya sade bir şekilde aktarıyorlardı. Bu kadar zor olmamalıydı. Denemeliydim ve denedim. Zaten en baştaki sordu cevabı vermiştim ben yapı olarak çok meraklı bir insanım her şeyi denemek görmek öğrenmek isteyen bir yapım olduğundan bahsetmiştim. Bu konuda ben de çok eskilerden ukde olarak kalmıştı. Böyle bir yeteneğim olup olmadığını görmek için denemekten başka çarem yoktu. Ve denedim sonunda başardım.

Yazmanın sizdeki tarifi nedir? Bize bunu biraz anlatır mısınız?

Yazmanın tarifi bende terapi olarak geçiyor. Yazarak rahatlıyorsunuz evet çok zor aynı zamanda bir o kadarda dinlendirici. Karakterleri konuştururken ruh haliniz o kadar önemli ki oradaki kişinin akışına yansıyor. Bazen ondaki duygunuzu bile o kişi üzerinde yansıtabiliyorsunuz. Yazmak son olarak en iyi ilaç diyebilirim 🙂

En çok hangi tür kitapları okuyorsunuz ve hangi yazarları takip ediyorsunuz?

Dünya edebiyatında bayılıyorum klasiklere. Bana çok daha samimi ve gerçekçi geliyor. Yeni olan kitapları çok takip ediyorum diye söyleyemem. Fakat yıllar öncesinde yazılmış kitaplar hala okumam için rafımda beni bekliyor. Ama Tolstoy ve Dosteveskı hayranıyım.  Zaman zaman kişisel gelişim kitapları okuyorum ama gelin görün ki eskilerden asla vazgeçemiyorum 🙂

“Dijitalleşmenin “edebiyata” etkisi nedir? İyi ve kötü yanlarını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Dijital çağı da olmamız bizi geliştiren istediğimiz her bilgiye anında ulaştığımız dünyada yaşamak tüm işlerinizi kolaylaştırıyor olabilir. Ama konuyu kitap ile bağdaştıracak olursam sayfalarını çevirerek kitabın kokusunu alarak hikâyenin içine girmek bambaşka bir duygu. Şu an sesli kitap uygulamaları var otobüslerde metroda kalabalık olan ortamlarda bazen elinize kitap alıp okumak zor olabiliyor. Bu tip zamanlarda dijital çağ hepimiz için kolaylık sağlıyor ama bunu sürekli hale getirmek biraz benim yapıma aykırı. Zor zamanlarda bu tip uygulamalar bize destek verecektir ama yinede bir kitabı gazeteyi elinize alıp okumanın tadı başka hiçbir şeyde aynı olmayacaktır.

Yazmak başlı başına cesaret isteyen bir iştir. Yazmak isteyen ama nasıl yazmaya başlaması gerektiğini bilmeyenler için önerileriniz var mı?

Kitap yazmak isteyenlere önerilerim öncelikle hemen ama hemen beklemeden başlamaları. Eğer böyle bir düşünceleri yetenekleri olduğunu fark ediyor varsa asla zamanım yok çalışıyorum, yorgunum ne ara kitap yazmayı vakit ayrıcam düşüncelerini hemen ama hemen kafalarından atmaları gerekiyor. Yazarlık ile ilgili eğitimler de var bu eğitimleri almaları tabii ki kalemlerini güçlendirecektir. Eğitim almadan yola başlamak isteyenler için öncelikle benim hazırladığım fakat uyumadım bir yöntemden bahsedeceğim:) Bir çizelge evet tüm karakterleri belirleyecekler konu başlıkları bu çizelge üzerine yer alacak daha sonrasında hazırım dedikleri andan itibaren başlayabilirler. Yazmak cesaret işidir bu cesaretlerini kırmak ise kalemi eline almalarından geçecektir. Hadi ne duruyorsunuz?

Ülkemizdeki okuma oranları hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Gözlemleriniz doğrultusunda genç nesle bakış açınızı özetleyebilir misiniz?

Kitap okuma alışkanlığı bazı kişilerde temel gereksinim gibi. Her gün 20-30 ya da kaç sayfa belirledilerse okumadan kendilerini rahat hissedemiyorlar böyle bir kesim de var. Ama bu oranın sayısı maalesef oldukça az. Az önce sormuş olduğunuz soru dijitalleşme üzerineydi. İşte bu soru burada da devreye girebilir. Sosyal medya uygulamaları, hızlı tüketim, bunların hepsi kitap okuma sayısını oldukça azalttı. Çünkü herkes ellerinde telefonların esiri oldu kitapların değil.

Değerli Dilek Hanım, bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. En kısa zamanda yeni eserlerinizi de okuyabilmek dileğiyle…

 

Bizde kalın, habersiz kalmayın! BeskazaTV.com