CHP Muğla milletvekili Süleyman Girgin “Pınar Gültekin” davası ile ilgili iddialara cevap verdi.  Milletvekili Girgin gazetemize yaptığı açıklamada “Son derece insani duygularla yapılan bir başsağlığı aramasının nasıl bu hale getirildiğini şaşkınlık içinde izliyorum. En ufak bir ima ortaya koyulduğu takdirde; CHP’den ve milletvekilliğinden de istifa edeceğimi taahhüt ettiğimi, daha önce de söylemiştim” dedi. CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin açıklamasında “Pazar günü Hürriyet gazetesinde Fatih Çekirge’nin kaleme aldığı ”CHP milletvekili eğer bu teklifi sen yaptıysan ”başlıklı yazısını şaşkınlıkla okudum. Yazı içeriğinde 4 Muğla milletvekilinden birinin, hunharca ve canavarca katledilen Pınar Gültekin’in babasını aradığı ve davasından vazgeçmesini istediği şeklinde bir iddia ortaya atılmıştır. İlk olarak sunu belirtmek isterim ki; ben böyle bir söylemi hiç bir vekilin, hatta bırakın vekili insan olan hiç kimsenin yapmayacağı düşünüyorum. Hatta inanın bu yazıda bahsedilen vekilinin ben olabileceğim aklımın ucuna bile gelmedi. Sonradan parti yöneticilerimiz ve 4 vekil arkadaşımla video konferans yoluyla konuşup kendi aramızda değerlendirdik.

“BAŞSAĞLIĞI DIŞINDA HİÇ BİR KONUDA KONUŞMAM OLMAMIŞTIR”

Yazıya konu olan Pınar Gültekin’in babası Sıddık Gültekin’e taziye telefonu açan tek milletvekili olarak konuya açıklık getirmesi gerekenin ben olduğum kanaatine vardım. Pınar’ın cansız bedenine ulaşılan 21 Temmuz günü Meclis Genel kurulunda söz alarak cinayeti lanetleyen bir konuşma yaptım. Tutanaklar buradadır. “Bu vahşeti işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır” dedim. Kayıtlarda mevcuttur. Pınar Gültekin’in Bitlis’in Hizan İlçesi’nde defnedildiği gün 22 Temmuz’da Hizan İlçe Başkanımızı arayıp başsağlığı diledim.  23 Temmuz’da, danışmanlarımdan babanın telefon numaralarını bulmalarını istedim, daha sonra aradım ve acılı babaya taziye dileğinde bulundum. 1 dakika 56 saniyelik bir görüşmemiz oldu. Daha sonra Bitlis İl Başkanımızı da arayarak hem taziyede bulundum, hem de bilgilendirdim. Sıddık Gültekin’e acısını paylaştığımızı söyledim ve başsağlığı diledim, kendisi de bana teşekkür etti. “Muğla halkı bize sahip çıktı sağ olun, herkes yardımcı oldu” dedi. 23 Temmuz günü danışmanlarımla yaptığım Whatsapp yazışmalarımı buldum. Yazışmamızın içeriğini sizlere sunuyorum. Sıddık Gültekin  ile bu görüşmemde başsağlığı dışında hiç bir konuda konuşmam olmamıştır.  Altını çizerek söylüyorum ne dava içeriği, ne de davaya yönelik bir telkinim asla ve asla olmamıştır. Cep telefonu operatörümden son 5.5 aya ait HTS kayıtlarını istedim. Arama kayıtları, kaç dakikalık görüşmeler yapıldığını ve telefonumdan kimlerin arandığını içermektedir.

“MİLLETVEKİLLİĞİNDEN DE İSTİFA EDECEĞİMİ TAAHHÜT ETTİM”

Özellikle tüm Muğlalılar bilir ki; saha çalışmalarında bile ilçe sınırlarına girdiğim her ilçe başkanını muhakkak ararım. İlçede olduğum bilgisini veririm.  Hastalık, sağlık ölüm durumunda muhatap olan herkesi taziye ya da geçmiş olsun ziyareti ya da aramasında bulunurum.  Tanısam da tanımasam da herhangi bir hukukum olmasa dahi tasada ve sevinçte buna ortak olmaya çalışırım. Bu konudaki hassasiyetimi herkes bilir.  Keza yine Muğla’da katledilen Zeynep Şenpınar için memleketi Kahramanmaraş’ın il başkanını da aradım, aynı şekilde taziye dileklerimi ilettim. Şimdi olsa taziye amaçlı yine ararım.  Ayrıca Muğla’da Guleda Canker cinayetinden sonra ailenin evine gittim, Isparta’da duruşmasına katildim. Kadın cinayetleri konusundaki tum kınama mesajlarım sosyal medya paylaşımlarımda  da mevcuttur. Son derece insani duygularla yapılan  bir başsağlığı aramasının nasıl bu hale getirildiğini şaşkınlık içinde izliyorum. Biz her daim Gültekin ailesinin acısına ortak olduk olmaya da devam edeceğiz. Her birinize ve tüm Türkiye kamuoyuna şu soruyu sormak istiyorum; Hangi vicdansız, hangi insafsız, hayatının baharında menfur bir cinayet sonucu katledilmiş gencecik bir kızın acılı babasına bunu diyebilir? Üstelik de taziye için yapılan bir aramada kaçınız bunu diyebilir? Her biriniz “ben diyemem” derken, nasıl olur da benden böyle bir arama yapabileceğim beklenebilir? Sevgili arkadaşlar, ben de bir babayım, üstelik kız babasıyım! Benim böyle bir şey yapabileceğim nasıl akla gelebilir? Bunu elini vicdanına koyabilen herkese soruyorum? Eğer benim, arayarak davanın adil yargılama sürecine müdahale ettiğime dair herhangi bir delil, herhangi bir belge, herhangi bir teknik bulgu, ya da en ufak bir ima ortaya koyulduğu takdirde, ben değil CHP’den milletvekilliğinden de istifa edeceğimi taahhüt ettiğimi, daha önce söyledim, hepiniz biliyorsunuz.  Ancak; böyle bir süreçte, insanın aklına maalesef her türlü olasılık geliyor.

“GERÇEKLER ER YA DA GEÇ ORTAYA ÇIKACAKTIR VE ÇIKARTACAĞIZ”

Eğer birileri tarafından benim adım kullanılarak acılı aileye böyle bir teklifte bulunulmuş ise sorumluların tespit edilmesi ve hukuki yönden hesap sorulması için her türlü mücadeleyi vereceğimin bilinmesini isterim.  O kişi için, hemen suç duyurusunda bulunup, kamuoyuyla paylaşacağım. Asla ve asla peşini de bırakmayacağım. Sonuç olarak; bir sabah uyandım ve kendimi, taziye dilemek dışında, hiç bir alakam olmayan bir işin içinde buldum. Kendimi anlatmaya çalışıyorum. Kendimi gerek sosyal medyada gerek haber bültenlerinde gerekse tartışma programlarında olur olmaz ithamlara cevap verir halde buldum.  Üç gündür her şeyi bir kenara bıraktım ve hiç bir alakamın  olmadığı bir konuda suçsuzluğumu ispat etmek için uğraşıyorum.  Hesabını veremeyeceğim, cevaplayamayacağım hiçbir sorunun olmadığına dair kendimden  en ufak bir şüphem de yok. Gerçekler er ya da geç ortaya çıkacaktır ve çıkartacağız. Tek gerekli olan şey zaman ve adalettir” dedi.(HABER/FOTO-GÖKHAN AYYILDIZ)

Bizde kalın, habersiz kalmayın! BeskazaTV.com