Siauliai’in her köşe bucağını dolaşıyorum gün boyu. Rüzgar kesiliyor, hava daha da ısınıyor, akşam saatlerinde. Emanet bürosundan çantamı alıyor, istasyonun önünde bir taşın üzerinde Saulius’u beklemeye başlıyorum.

Güneş sırtımı yakıyor. Az sonra, önümde bir otomobil duruyor. Resminden tanıyorum Saulius’u, eşi ile birlikte gelmişler. Evlerine gidiyoruz, kentin sakin semtlerinden birinde, bahçeli çok güzel bir evin bahçesinde park ediyoruz.

Eşi Diana, hemen, bir şeyler hazırlıyor, sonrasında, Siauliai ‘ye gelme nedenim olan Haçlar Tepesine yola çıkıyoruz. On kilometre boyunca, konu dönüp dolaşıyor, dinlere, savaşlara, istismarlara geliyor. Belli ki; koyu bir Katolik değil Saulius, ama, her aydın gibi, dinlere saygılı.

Evrensel dilimizle sohbet ediyorum, Sailius ve Diana ile. Sonra, araçları ile Siauliai’e gelme nedenim olan Haçlar Tepesi’ne doğru yola çıkıyoruz.

Güneş iyice devrildi. Fotoğraf için harika bir ışık oluştu.

1944 yılında, Litvanya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulduğu andan itibaren, Haçlar Tepesine sık sık müdahale etmiş.

Halkın, Litvan dilinde “ koplytstulpis “ dediği ve tahminimce, Pagan kültürün mirası, ahşap oyma haç ve heykelcikleri getirdiği bu tepeyi, iş makineleri ile dümdüz etmiş. Milyonlarca haçı yakmış, hatta, atık maddeler ve atık sular dökmüş üzerlerine.

Bu tavırlar, giderek Litvanya milliyetçiliğinin sembollerinden birisi yapmış Haçlar Tepesini ve halk yılmadan, inatla, kopytstulpis’lerini getirerek, üst üste yığmaya devam etmiş. 1993 yılında, Katolik lider Papa John Paul’ün ziyareti ile artık, dünyanın her yerinde bilinen, önemli bir hac merkezi olmuş.

Aracı park ettikten sonra, karşımıza çıkan, küçük tepe, onca fotoğrafını görmüş olmama rağmen şaşırtıyor beni. Ahşap bir merdivenin sağı solu, silme haç, tesbih ve ahşap aziz heykelleri ile dolu.

İnancın, tartışılmaz gücü ve azmi karşısında düşünmemek mümkün değil. Haçlar arasında, bir Davut Yıldızı ile Ermenistan’dan gelmiş, geleneksel taş işleme sanatı örneği bir “ Kaçkar “ da yerini almış Haçlar Tepesinde. Özellikle Cumartesi günleri, evlenmek isteyenler, dileği olanlar doldururmuş burayı. Otoparkın yanındaki dükkanlarda, değişik boy ve cinslerde haçlar satılıyor, giderek yükseliyor anlaşılan bu tepe.

Bir yandan Sovyetlerin inadını düşünüyorum, diğer yandan inanmışların inadını.

Bu dünyada hır gür hiçbir zaman bitmeyecek anladığım kadarıyla.

 

 

Bizde kalın, habersiz kalmayın! BeskazaTV.com